23.Mezmur
MEZMUR 23 (Davut'un Mezmuru) Mesih Bizim Büyük Çobanımız
22. Mezmur olmasaydı 23. Mezmurun hiçbir anlamı olmazdı. Aslında Mezmurlardan 22. 23. ve 24. Mezmur bir bütünü oluşturmaktadır. Bunlara "Çoban Mezmurları" denir. Bu üç Mezmur Rabbimizin şu resmini çizer: 23. Mezmurda O bir çobandır. Rab İsa’nın kendisi şunu söyledi:
Yu.10: 11 Ben iyi çobanım. İyi çoban koyunları uğruna canını verir.
Şimdi bu 23. Mezmurda O büyük çobandır. İbraniler Mektubunun Yazarı bu gerçeği dile getirmekte özen gösterdi:
İbr.13: 20-21 Esenlik veren Tanrı, koyunların büyük Çobanı'nı, Rabbimiz İsa'yı sonsuza dek sürecek antlaşmanın kanıyla ölümden diriltti. Tanrı, isteğini yerine getirebilmeniz için sizi her iyilikle donatsın; kendisini hoşnut eden şeyi İsa Mesih aracılığıyla bizlerde gerçekleştirsin. Mesih'e sonsuzlara dek yücelik olsun! Amin.
Evet, 23. Mezmur O'nu büyük ve eşsiz çoban olarak gösterir. Sonra O'nu 24. Mezmurda görebiliriz. Bu Mezmurda da yine büyük Çoban olarak önümüze çıkar.
1.Pe.5: 4 Baş Çoban göründüğü zaman yüceliğin solmaz tacına kavuşacaksınız.
Daha açık konuşursak, 22. Mezmurda O'nun çarmıhını görüyoruz. 23. Mezmurda O'nun çoban değneği, O'nun çomağı görülebilir. 24. Mezmurda ise bir kralın tacını görebiliriz. 22. Mezmurda o kurtarıcıdır, 23. Mezmurda bizi tatmin edendir ve 24. Mezmurda her şey üzerine egemen olan kraldır. 22. Mezmur geçmişten söz eder, 23. Mezmur şimdiki zamanı dile getirir ve 24. Mezmur ise gelecekten söz eder. 22. Mezmurda kendi koyunları için hayatını verir. 23. Mezmurda kuzularına sevgisini verir. 24. Mezmurda ise tekrar geleceği konusunda bize ışık tutar. Bu üç Mezmurda Rab İsa'nın ne güzel bir resmi var, değil mi?
Şimdi herkesçe iyi bilinen ve Kutsal Kitabın en çok ezberlenen bölümüne, bu 23. Mezmura biraz daha yakından bakalım. Kalem alınmış yapıtlar arasında bu Mezmurdan daha çok bilinen, dağıtılan, söylenen bir parça yoktur sanırım. Hem ortodoks hem de reformcu Yahudiler bu Mezmuru biliyorlar. Hristiyan dünyasının tüm mezhepleri bu Mezmuru biliyor. O'nun güzelliği tüm dünyayı büyüledi diyebiliriz.
Bu Mezmur hakkında çok şeyler yazıldı, ama yine de altı ayetten oluşur ve oldukça basit ayetlerdir bunlar. Kısa ama öz, Tanrı Sözü! Spurgeon Tanrı Sözü hakkında bir kez şöyle yazdı: "Tanrı'nın sözünün gerçek anlamına erişebilmek ancak Kutsal Kitab'ı uzun süre, devamlı okumakla gerçekleşebilir. Aynı fıçıda sıkılıp bekletilmiş üzümlerden damlamaya başlayan ilk şarap; madenden kazılıp arıtıldıktan sonra dökülmeye başlayan ilk altın parçacıkları gibi, İncil'i okudukça ayetlerin kalbinizi aydınlatmaya başladığını göreceksiniz." Bu kısa Mezmur da bu şekilde okunmalı. Başka birisi dedi ki, "İnsanlar söylemeleri gerekmeyen şeyleri söylememiş olsalardı dünyamız daha mutlu bir yer olurdu". 23. Mezmurda az söz vardır, ama öz sözlerle süslüdür. Bir iş adamının ofisinde şu levha asılıydı: "Söylemek istediğin önemli bir şey varsa bunu beş dakika içinde söyle". Yani uzun konuşan konuyu bayağılaştırır.
Bu Mezmurun içeriğini incelemeden önce Mezmur hakında bilmemiz gereken bazı şeyler vardır. Davut peygamber bu Mezmurun yazarı olarak kabul edilir, ama sürekli gündeme gelen bir soru vardır: Bu Mezmuru çoban iken mi yazdı yoksa Kral iken mi? Bu sorunun yanıtını bilmek önemlidir. Dr. Frank Morgan bu Mezmura, "Yaşlı Çobanın Ezgisi" adını verdi. İlginç bir isimdir, çünkü Davut yaşlandığında kraldı, ama eski çobanlık günlerini hiç unutmadı. 23. Mezmurda tecrübesiz, acemi caylak tipinde bir gencin düşünceleri ortaya çıkmıyor. Tersine, hayatın kazanında pişmiş, türlü tecrübelerden geçmiş olan yaşı başı yerinde bir adamın esinlenmiş düşünceleriyle yüzyüze gelmekteyiz. Eminim ki Davut peygamber hayatının sonlarına yaklaştığı zaman geçmiş günlere, inişli çıkışlı hayat tablosuna baktı ve bazı Mezmurlar yazdı. Bu Mezmur da onlardan biridir. Şimdi taht üzerinde oturan yaşlı kral eski çobanlık günlerini anımsadı. Hayatın darbeleri bu adamı bazen pataklamış, bazen şaşkına döndürmüş, çok kez hayal kırıklığına uğratmıştı. Savaş meydanlarında denenmiş bir gaziydi. Zaferi tecrübe ettiği kadar yenilgiyi, yıkılmışlığı, ölümün kokusunu da yaşamıştı. Bolluk içinde yaşamasını öğrenirken yokluğu da tecrübe etti ve bunun için Rab'be şükretti. Dilinde bazen ezgiler bazen de ezilmişliğin iniltileri vardı. Denendi ve sınavı geçti. İşte bu nedenle 23. Mezmura bakarken onun kısa ayetlerinde olgun bir yaşamın sıkıştırılmış, bastırılmış, konsentre edilmiş şeklini görebiliriz. Teorilerle, varsayımlarla uğraşmıyor yazar, kendi tecrübesinden yazıyor. Uzun ve deneyimli bir hayatın beraberinde getirdiği yargı değerlerini ve olgunluğu sezinleyebiliriz.
Mezmurun sözleri, "Rab çobanımdır" sözüyle başlar. Acaba hangi yetkiye dayanarak "Rab çobanımdır" diyebiliriz? Bu Mezmur herkesin Mezmuru olabilir mi? Ben buna inanmıyorum. 22, 23 ve 24’üncü Mezmurlar bir bütünü oluşturduğuna göre, aynı olayı dile getirdiğine göre ancak Rab İsa Mesih'i kutarıcı ve Rab diye ikrar eden kişi Tanrı'ya "Rab çobanımdır" diyebilir. Çünkü Bu üstün Çoban kendi kusursuz ve lekesiz hayatını bizim günahkar hayatımız için feda etti. İyi çoban koyunları için canını verir. 23. Mezmurdaki çobanı Rab diye çağırabilmen için önce 22. Mezmurda hayatını kurban olarak sunan kuzuyu ve çobanı tanımalısın. 23. Mezmurdaki "Rab çobanımdır" sözünü kendine mal edinmeden önce bu üstün çobanın sürüsüne ait olmalısın kardeşim.
KUTSAL YERİN VE ÇOBANIN CAN EVİNİN AÇIKLANIŞI
Mez.23: 1-2 RAB çobanımdır, Eksiğim olmaz. Beni yemyeşil çayırlarda yatırır, Sakin suların kıyısına götürür.
Hep kişisel şeylerden söz ediyor. Benim çobanım....benim eksiğim olmaz....beni çayırlarda yatırır. Kim yatırır? O yatırır. Kim çobanımdı? O çobanımdır. O ve ben... Burada kişisel duygular ifade edilir. İnsanın canı ile Tanrı arasında güzel bir bağ vardır, arada bozukluk yoktur. "Rab çobanımdır".
Birinci ayet muhteşem bir beyandır. "Rab çobandır" denilebilir, ama "Rab çobanımdır" demek bambaşka bir şeyi ifade eder. Birçokları "Rab çobandır" diyebilir, ama "Rab çobanımdır" diye bunu kişisel çerçeve içine alabilir misin? O'nun kurtarıcı işi, çarmıh üzerindeki ölümü, dirilişi ve göğe yükselişinden kaynaklanan yetki ile bir kişi bunu ifade edebilir; yani tam yürekten söyleyerek, evet "Rab çobanımdır" diyebilir. O'na gerçekten güvenebilirsen, hayatını bir koyunun çobana teslim olduğu gibi teslim edebilirsen ona "Rab çobanımdır" diyebilirsin. "Rab çobanım olacaktır" demek bile kolaydır. Davut peygamber böyle demedi. "Rab benim çobanımdır" dedi. Muhteşem bir beyandır, Davut'un kendi beyanıdır, ama aynı zamanda bizim de beyanımız olabilir.
"Eksiğim olmaz!" Şuna dikkat edin ki, Davut peygamber lüks bir hayatın talep ettiği şeylerden söz etmiyor. Bazen lüks eşyalara bakarız ve bunların hayatımızda olmadığı için bir eksiklik olduğunu görebiliriz. Bunlardan söz etmiyor. Hatta bazen temel ihtiyaçlardan bile söz etmiyor. Davut çok kez aç kaldı, uykusuz kaldı, dostsuz kaldı; kendi ailesi ona karşı direndi, dostları ona sırt çevirdi, ama yine de Davut eksiği olmadığını yazıyor. Davut peygamber, “Eksiğim olmadı” değil, “Eksiğim olmaz” dedi. Gereksinim nedir? Güvenlik ve koruma. Burada dile gelen içteki ihtiyaçtır. Dış etkenler içteki ihtiyacı hiçbir zaman kalıcı şekilde karşılayamaz. Ancak bizim çobanımız o ihtiyacı karşılar ve o zaman "eksiğim olmaz" ya da "eksiğim olmadı" diyebiliriz. Rab'bin bir koyunu olarak korunmaya ihtiyacım vardır ve Rab bu ihtiyacımı karşılar. Sonsuz yaşam konusunda ihtiyacım olmaz çünkü O bana sonsuz yaşamı tüm doluluğu ile verdi. "Eksiğim olmayacaktır". İleriye baktığımızda istikbalin de sağlanmış olduğunu görebilirim. Benim hayat güvencem Çobanıma dayanır. Bunu beyan edebilirim çünkü o söz verdi. Davut bu Mezmurda beyanını verdi.
"Beni yemyeşil çayırlarda yatırır". Yemyeşil çayırların bulunduğu yerde su vardır, hem de bol su vardır. Yaşam suyunun kaynağı Rab İsa'dır. İsa,
Yu.6: 35 İsa, "Yaşam ekmeği Ben’im. Bana gelen asla acıkmaz, bana iman eden hiçbir zaman susamaz" dedi.
"O beni sakin suların kıyısına götürür". Koyunlar akıntılı sulardan hiç hoşlanmazlar. Sakin suları tercih ederler. Aynı zamanda durgun ve pis suları da hiç sevmezler. Domuzların içtiği yerden koyun asla su içmez. Tüm bunlar bizim hayatımızda uygulanabilir. Bizim de dinlenmeye ihtiyacımız vardır. Bedensel ve zihinsel dinlenmeden ziyade canımızın huzura ihtiyacı vardır. 55. Mezmurunda Davut peygamber ne diyor?
Mez.55: 6-7 "Keşke güvercin gibi kanatlarım olsaydı!" Dedim kendi kendime, "Uçar, rahatlardım. Uzaklara kaçar, Çöllerde konaklardım. *
Davut da her şeyi bırakıp uzaklara, dinlenebileceği bir yere gitmek için can atıyordu. Ancak her insanın tecrübesini yaşadı. Olaylardan kaçamayız, içimizdeki savaştan kaçamayız. Güvenini tümüyle Rab'be bağlamayı öğrendi Davut. O'nda dinlenmeyi, O'nu beklemeyi öğrendi. İsa dedi,
Mat.11: 28 "Ey bütün yorgunlar ve yükü ağır olanlar! Bana gelin, ben size rahat veririm.
ÇOBANIN DÜŞÜNCELERİ
Mez.23: 3-4 İçimi tazeler, Adı uğruna bana doğru yollarda öncülük eder. Karanlık ölüm vadisinden geçsem bile, Kötülükten korkmam. Çünkü sen benimlesin. Çomağın, değneğin güven verir bana.
"İçimi tazeler." Bunun gerçekten ne demek olduğunu Davut çok iyi biliyordu. Hatırlarsanız Davut peygamber günah işlemişti. Bir ara sürüden ayrılıp yoldan sapmış bir kuzu durumuna gelmişti. Daha sonra günahını ikrar etti, tövbe etti ve Büyük çoban onu tekrar sürüsüne kattı. O'nun içini de tazeledi.
"Adı uğruna bana doğru yollarda öncülük eder". Evet o bize öncülük eder, ama O'nu izlememiz gerek. Bizi sürükleyerek götürmez, sadece önümüzde yürür. O'nu gözden kaybetmemeye dikkat etmeliyiz. O'na düşman kesilen Yahudi din önderlerine şöyle dedi İsa:
Yu.10: 25-27 İsa onlara şu karşılığı verdi: "Size söyledim, ama iman etmiyorsunuz. Babam’ın adıyla yaptığım işler bana tanıklık ediyor. Ama siz iman etmiyorsunuz. Çünkü benim koyunlarımdan değilsiniz. Koyunlarım sesimi işitir. Ben onları tanırım, onlar da beni izler.
Koyunlar her zaman kendi çobanlarının ardından giderler, başka çobanı izlemezler. Bu yolda koyunların kime ait olduğu belli olur. İsa’nın günlerinde çoban koyunlarını hiçbir zaman önüne katmadı, onları güttü. Günbegün koyunlar yanındaydı, koyunlar onu tanıyıp izledi. Çobanımız bize doğru yollarda öncülük eder, onu izlemek bize düşer, dostum.
“Ölüm gölgesi koyağında yürüsem bile hiçbir kötülükten korkmam” diyor Davut. İçimizden bir ses bize öleceğimizi söyler. Yalnız içimizdeki ses değil, çevremizde her şey, her olay yakında öleceğimizi haykırır, ama biz ölmek istemiyoruz, direniyoruz. Dünyanın güzelliği, tan yerinin ağarması, ayın sular üzerinde yansıması, bitki örtülerinin nefes kesici renkleri hep bizi bu dünyaya bağlamak ister. Oysa ölüm, ana rahminden doğuşumuz kadar kaçınılmaz bir olaydır. İster istemez öleceğiz. Ölüm ötesinde ise birçoklarımızın yüreğine korku salan ölümün gölgesi vardır. İşte bu gölgede yürürken, güvenilir bir kişinin elimizi tutmasını istemez miyiz? İsteriz elbet, ama bizi elimizden kim tutacak? Bizimle o korkunç ölüm gölgesinde kim yürüyecektir?
Kötülükten korkmam. Çünkü sen benimlesin. Davut peygamberin güveni kime dayanıyordu? Bu sorunun yanıtını yine Davut'un kendisi verdi: "Çünkü Sen benimle berabersin" diye diri Tanrı'nın beraberinde olduğunu ve onu asla bırakmayacağını ikrar etti.
"Çomağın, değneğin güven verir bana". Çomak savunmak için kullanılırdı, değnek ise yön vermek için. O bizi hayatın yollarında usulca yönlendirir, ama sırası gelince ciddi şekilde bizi terbiye eder. Değnek küçük yaşlı koyunlar içindir, yoldan sapmasınlar diye onları usulca değneğiyle dürtüp yola getirir. Bu bana güzel bir teselli kaynağıdır. Altmışa merdiven dayamama rağmen her şeyi bildiğimi hiç de düşünmüyorum. Hala Rab'bin yumuşak şekilde beni yönlendirmesine ihtiyacım vardır. Bu kadar yıldan sonra, dönüp de gerilere, yaşamıma bakıyorum ve orada Rab'bin beni bir çoban gibi usulca yönlendirmiş olduğunu görebiliyorum. Bunu hayatımda defalarca yaptı ve şimdi bunun için O'na teşekkür ederim. Hepimizin bu şekilde Rab'bin yönlendirmesine ihtiyacımız vardır, dostum.
Mez.23: 5-6 Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor. Ömrüm boyunca yalnız iyilik ve sevgi izleyecek beni, Hep RAB'bin evinde oturacağım.
Bu iki ayette çobanın yüreğindeki sevincin ve umutların yansıyışını görebiliriz. "Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın". Bu ayette ne güzel bir resim var. Bu ayette verimlilik ve doluluk da dile getiriliyor. Her şey tamamlanmış, şimdi yemek içmek, eğlenmek, şenlik yapmak zamanıdır. Çoban tüm bunları bizler için sağlar; kaygıya, kuruntuya, korkuya neden yok. O her zaman yanımızda bizi korumaktadır. Burada sözü edilen sofra Rab'bin kurduğu kendi sofrasıdır. Rab'bin sofrasıdır. Bu Mezmurun yazıldığı günlerde Rab kendi halkına bereket vereceğini söylüyordu. Bu fiziksel bereketti, ama şimdi O bize ruhsal bereketlerle gelir. Fiziksel bereketten katlarca üstündür Rabbin sunduğu şimdiki ruhsal bereket.
"Başıma yağ sürersin". Daha önce de defalarca açıklamış olduğum gibi, Kutsal Kitapta yağ, Kutsal Ruh'u temsil eder. Bu gün kardeşim, Kutsal Ruh'un bizi meshetmesine ihtiyacımız vardır. Hem kişilerin hem de İnanlılar topluluğunun ihtiyacı budur.
"Kasem taşıyor". Sevinci dile getiren simgesel bir sözdür bu. Bu gün yine sevince ihtiyacımız var desek yanlış bir teşhis yapmış olmayız. Hayatımızın altyapısını sevinç, çoşkuya kaçan sevinç oluşturmalıdır. Rab İsa,
Yu.10: 10 Hırsız ancak çalıp öldürmek ve yok etmek için gelir. Bense insanlar yaşama, bol yaşama sahip olsunlar diye geldim.
Rab yaşamımızın, sevincimizin tam bir doluluk içinde olmasını ister. Bir kez kulak misafiri oldum. küçük bir kızcağız dua ediyordu; "Rab kasemi doldur. Kasemde fazla saklayamam, ama başkalarına bol bol taşabilirim." Bu dünyanın en büyük ihtiyaçlarından biri, dolup taşmakta olan Mesih imanlılarıdır. Sen böyle bir kişi olabilirsin kardeşim. Rab seni Kutsal Ruh'u ile doldurmak ister.
Şimdi son ayete geldik:
Mez.23: 6 Ömrüm boyunca yalnız iyilik ve sevgi izleyecek beni, Hep RAB'bin evinde oturacağım.
Çobanımız bizi sakin sular kenarından, yemyeşil otlaklardan alıp ta Babanın evine getiriryor. Yuhanna'nın 14. bölümünde İsa'nın şu sözünü okuyabiliriz:
Yu.14: 2-3 “ Babam’ın evinde kalacak çok yer var. Öyle olmasa size söylerdim. Çünkü size yer hazırlamaya gidiyorum. Gider ve size yer hazırlarsam, siz de benim bulunduğum yerde olasınız diye yine gelip sizi yanıma alacağım.
Biliyor musunuz? Koyunların değeri o kadar fazla değildir. Özel şekilde yetiştirilmiş koyunlar değiliz, ama harikulade bir çobanımız vardır. Sen hayatının şu noktasında, "Rab çobanımdır" diyebilir misin? Eğer bunu yürekten söyleyebilirsen bu Mezmurda verilen tüm vaatlere sahipsin demektir. O, kendi hayatını koyunları için vermiş olan çoban ise ve O senin Kurtarıcın olmuşsa bu Mezmur sana aittir.