Salı, Eylül 07, 2010

5.Mezmur

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 8
ZayıfEn iyi 

(Mazlumun Duası. Koro Şefi İçin ‑ Sekiz Telli Sazlarla ‑ Davut'un Mezmuru)

 

Bu mezmur da bir sabah mezmurudur. Tanrısayar ve Rab'be bağlı birisinin sıkıntıları içinde Rab'be yakarışını dile getirir. Beşinci mezmur, Mesih'e işaret eden iki mezmur arasındaki köprüyü oluşturan mezmurlar arasındadır. Yani birinci ile sekizinci mezmurlar İsa Mesih'e işaret ederler. Bu iki mezmur arasındaki mezmurlar ise bunları birbirine bağlayan ve birleştiren köprü mezmurlar olarak bilinirler. Aslını incelersek göreceğiz ki dördüncü mezmurdan başlayıp yedinci mezmura kadar bir öykü anlatılmaktadır. İlkin, bu mezmurlar Davut peygamberin kendi kişisel tecrübelerini dile getirir. İkinci aşamada, peygamberlik mahiyetinde bu mezmurlar Yahudi halkının Büyük Sıkıntı döneminde neler çekeceğinin bir resmi olarak da görülebilir. Bir de üçüncü bir açıklayış var. Bu da, bizim bu gün durumumuza hitap eden mezmurlardır.

 

Evet, bu mezmur Davut peygamber tarafından kaleme alındı, ama asıl yazar Kutsal Ruh'tur. Mezmurun başında "Koro şefi için ‑ Sekiz Telli Sazlarla ‑ Davut'un Mezmuru" diye bir açıklama vardır. Sekiz telli saz konusunda tam bir açıklık yoktur. Eski İbranicede nefesli çalınan müzik aletlerine "Nehilo", telli müzik aletlerine ise "Negino" adı verilirdi. İsrail'in en iyi mezmur yazarlarından biri olan Davut, mezmurlarını müzikle eşlik edilsin diye yazdı. Büyük bir olasılıkla, müzik aletlerinin eşliğinde bir koro bu mezmuru okurdu.

 

Bu Seher mezmuruna şöyle başlar Davut:

 

Mez.5: 1-3 Sözlerime kulak ver, ya RAB,  İniltilerimi işit. Feryadımı dinle, ey Kralım ve Tanrım!  Duam sanadır. Sabah sesimi duyarsın, ya RAB,  Her sabah sana duamı sunar, umutla beklerim.

 

Sabahın erken saatlerinde sesimizi yükseltip Rab'bi övmek ne güzel bir şey, değil mi?

 

Davut peygamber, mezmuruna şöyle devam ediyor:

 

Mez.5: 4-7 Çünkü sen kötülükten hoşlanan Tanrı değilsin,  Kötülük senin yanında barınmaz. Böbürlenenler önünde duramaz,  Bütün suç işleyenlerden nefret duyar, Yalan söyleyenleri yok edersin;  Ya RAB, sen eli kanlılardan, Aldatıcılardan tiksinirsin. Bense bol sevgin sayesinde Kutsal tapınağına gireceğim; Oraya doğru saygıyla eğileceğim.

 

Tanrı'ya bağlı olanları teselli eden bir sözdür bu. "Bol lütfun- kayran aracılığıyla kutsal tapınağına gireceğim". Bugün çevremize baktığımız zaman kötülüğün ne kadar çoğaldığını açıkça görebiliriz.

 

Davud'un 5'inci Mezmur'u, Tanrı'nın günahtan hiç de hoşnut olmayan bir varlık olduğunu vurgulamakla belirir. Tanrı bağlısını teselli edebilen şey nedir? Tanrı'nın tiksinti duyduğu şeylerden tiksinti duymak. O yalandan tiksinirse biz de tiksinmeliyiz. Rab dünyadaki çirkinliğe, günahlara, sapıklığa baktıkça tiksiniyor. İnsan olsaydı kusacağı geliyor diyebilirdim. Kötülük, hangi şekilde olursa olsun Rab'bi asla hoşnut edemez. Ne Tanrı, ne de Tanrı bağlıları kötülükten hoşlanabilir. Kötülük önünde duramaz, çünkü

 

1.Yu.1: 5 b” ...................................... Tanrı ışıktır, O'nda hiç karanlık yoktur.

 

Habakuk peygamber bunu şu sözlerle ifade etti: 

 

Hab.1: 13 Kötüye bakamayacak kadar saftır gözlerin. Haksızlığı hoş göremezsin. Öyleyse nasıl hoş görürsün Bu hain adamları? Doğrular kötülere yem olurken Neden susuyorsun?

 

Kötülük bir zamanlar gelişiyor olabilir, ancak yalan söyleyen ve kötülük işleyenlere yıkımla sonsuz pişmanlık getirecek olan gün kesinlikle gelecektir. Yargı gününün geleceğini Rab çok açıkça belirtti. Vahiy kitabında şöyle yazar:

 

Korkaklara, imanı olmayanlara, iğrençlikte yuvarlananlara, adam öldürenlere, zina edenlere, büyücülere, yalancı tanrılara tapanlara, tüm yalancılara gelince, bunların yeri ateşle ve kükürtle yanan göldedir. Bu, ikinci ölümdür" (Vahiy 22:8).

 

Va.21: 8 Ama korkak, imansız, iğrenç, adam öldüren, fuhuş yapan, büyücü, putperest ve bütün yalancılara gelince, onların yeri, kükürtle yanan ateş gölüdür. İkinci ölüm budur."

 

Mez.5: 8 –9 Yol göster bana doğruluğunla, ya RAB,  Düşmanlarıma karşı!  Yolunu önümde düzle.  Çünkü onların sözüne güvenilmez,  Yürekleri yıkım dolu.  Ağızları açık birer mezardır,  Yaltaklanır dururlar.

 

 

Bir açıda şöyle diyor: “Düşmanlarım beni gözlüyorlar, düşmemi bekliyorlar. Lütfen bana yardım et, yol göster. Ben seni yüceltmek istiyorum Rab. Onların bana tökez olmalarına engel ol.”

 

Elçi Pavlos Romalılar da şöyle diyor:

 

Rom.3: 12 Hepsi saptı, Tümü yararsız oldu. İyilik eden yok, tek kişi bile!"

 

Mez.5: 10-12 Ey Tanrı, onları suçlu çıkar!  Kurdukları düzen yıkımlarına yol açsın. Kov onları sayısız isyanları yüzünden. Çünkü sana karşı ayaklandılar. Sevinsin sana sığınan herkes, Sevinç çığlıkları atsın sürekli, Kanat ger üzerlerine; Sevinçle coşsun adını sevenler sende. Çünkü sen doğru kişiyi kutsarsın, ya RAB, Çevresini kalkan gibi lütfunla sararsın.

 

 

İnsan etrafındaki kötülükerin tümüne bakınca dua, onun kaynağı ve sığınağı olur. Duası, Tanrı adına leke getirmeyeceği bir şekilde yaşayabileceği içindir.

 

Onuncu ayette mezmur yazarı Tanrı'dan, düşmanlarını yok etsin diye bir dilekte bulunur. Mezmurlarda burada ilk kez böyle bir dua dile getirilmektedir. Daha sonraki çalışmalarımızda bu konuyu tüm ayrıntılarıyla ele alacağız. Ancak şu anda şöyle diyebilirim: Davut bazı durumlarda Rab'bin adaletinin yerine gelmesi için dilekte bulunmuştur. Kendisi müdahale etmektense, kan davası başlatmaktansa, öc almaktansa adalet divanını Rab'bin ellerine bırakıyor. Davut'un bazı duaları bize çok sert gözükebilir, ama bu şekilde dua eden yalnız Davut peygamber değildir. Yeşaya peygamber de bu gibi dualara yer vermiştir. Örneğin, Yeşaya‘ da şöyle sesleniyor peygamber:

 

Yşa.64: 1-2 Ya RAB, adını düşmanlarına duyurmak için Keşke gökleri yarıp insen! Dağlar önünde sarsılsa! Gelişin, ateşin çalıları tutuşturmasına, Suyu kaynatmasına benzese! Uluslar senin önünde titrese!

 

Dostum, eninde sonunda göksel yargı günah işleyenler üzerine inmelidir. Günahlar konusunda Tanrı'nın bir gün gereken yargıyı vereceği Kutsal Yazılarda kerelerce belirtilmektedir.

 

Bu gün bir Mesih inanlısının Davut'un dua ettiği şekilde dua etmesi yanlıştır. Kötü insanların cezalarını çekmeleri için Tanrı'ya dua etmek yanlış olabilir mi?" Evet, hem yanlıştır hem de günahtır.

 

Öte yandan Kutsal Kitap’ın bu gibi parçalarından kurtulmak isteyenler de var. Bu gibi ayetlerin, bugünkü Mesih inanlısı için mümkün olmadığı için Tanrı’nın Sözü olmadığını ileri sürerler. Evet, bu ayetlerin Mesih inanlısının duası olamaz. Büyük sıkıntı döneminde Rabbin halkı için olacak, geçmiş zamanda Yasa altında onların duası olduğu gibi. Rab de halkının duasını işitmek amacında, düşmanları üzerine öç getirecek. Bu çağda ise böyle dua edemeyiz.

 

İsa'ya iman edenler O'nun yeryüzündeki elleri, ayakları ve yüreği olarak sevgi ellerini uzatmalı, sevgi haberini götürmeli ve sevgi dolu yürekle herkesi sevmeliler. İsa dağbaşında verdiği konuşmasında,

 

Mat.5: 44 Ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin.

 

Bunu yapmak kolay değildir, ama Rabbimizin buyruğu budur. O, düşmanlarınızı sevin, diyor.

 

Kutsal Söz yine şöyle der:

 

Rom.12: 19 Sevgili kardeşler, kimseden öç almayın; bunu Tanrı'nın gazabına bırakın. Çünkü şöyle yazılmıştır: "Rab diyor ki, ‘Öç benimdir, ben karşılık vereceğim.’"

 

Rab, ’her durumda öc alacak olan Benim’ diyor. Birisi burnumuza bir fiske attığı zaman doğal olarak onun suratını dağıtmak isteriz. Ancak şunu bilmeliyiz ki, bu gibi durumlarda misillemeye geçtiğimiz anda artık Rab ile yürümüyoruz demektir. O'nun yolu bambaşkadır kardeşim. Rab'bin bizden istediği şudur: Bizim düşmanlarımıza gereken yargıyı verebilecek güçte olduğuna inanmamız ve her şeyi RAB’bin ellerine teslim etmemiz.

 

Rab İsa yeryüzündeyken O’na hakaret ettiler, yüzüne vurdular, sakalını çektiler, O'nu kamçıladılar, sonunda çarmıha gerdiler; ama o hiçbir zaman misillemeye geçmedi.

 

 2. Petrus 2:22-23’de şunlar yazılıdır: "O hiç günah işlemedi, ne de aldatıcı bir laf çıktı ağzından. Ne yerilirken yerdi, ne de işkence çekerken gözdağı verdi. Tersine, hakça yargılayanın eline bıraktı kendini."

 

1.Pe.2: 22-23 "O günah işlemedi, ağzından hileli söz çıkmadı."  Kendisine sövüldüğünde sövgüyle karşılık vermedi, acı çektiğinde kimseyi tehdit etmedi; davasını, adaletle yargılayan Tanrı'ya bıraktı.

 

 İşte, Mesih'in izleyicileri olarak biz de efendimizin ayak izlerinden yürümeye özen göstermeliyiz. Ancak Tanrı demişti: “Öç alma hakkı benimdir, karşılığını ben vereceğim!” Bir gün Tanrı bununla uğraşacak.