Salı, Eylül 07, 2010

Mezmur 26

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 3
ZayıfEn iyi 

MEZMUR  26

 

KONU: Kişisel doğruluğa dayanan talep

 

25. Mezmurda Davut peygamber kendi günahlarını ikrar etti. Bu Mezmurda ise kendi doğruluğundan söz edecektir. Şaşmayınız, Davut’un doğruluğu vardı. Seni bilmiyorum, ama benim kusursuz bir doğruluğum var. Ancak bu doğruluk benim doğruluğum değildir. 1 Korintoslular 1:30’da göre İsa Mesih'in doğruluğu O'na iman edenlere sunulmuş, onlara giydirilmiştir.

 

1.Ko.1: 30 Ama siz Tanrı sayesinde Mesih İsa'dasınız. O bizim için tanrısal bilgelik, doğruluk, kutsallık ve kurtuluş oldu.

 

 diye yazar Kutsal Yazı. O benim için sadece kurtuluş sağlamadı, ama benim doğruluğum oldu. Hesap defterinde bu benim için gelir sayılır. Giderlerim çok ama bu gelir ağır basar. O'nun doğruluğu bana verildi. Bundan daha şahane bir şey düşünülemez. Ben şu anda İsa Mesih'te tam bir kurtuluş ve doğruluk içinde kabul edilmiş durumdayım. Aslında İsa Mesih'in isminde dua etmek budur. İnsanlar istedikleri kadar açıklamalar yapsınlar, O'nun adında dua etmek işte budur. O'nun her şeyi benim olmuştur, ben O’ndayım O da bendedir ve O'nun içinde durduğum için O'nun adına dua edebilirim. O'nun işini, O'nun baba önünde yaraşık oluşunu ve o ne ise onu temsil etmektir bu.

 

Mez.26: 1-2  Beni haklı çıkar, ya RAB, Çünkü dürüst bir yaşam sürdüm; Sarsılmadan RAB'be güvendim. Dene beni, ya RAB, sına; Duygularımı, düşüncelerimi yokla.

 

Davut’un Rab ile nasıl yürüdüğünü dile getiren bir Mezmurdur bu. Davut çok büyük bir günah işlemişti ama o günah içinde kalmadı, günah işlemeye devam etmedi. Davut'un hayatında tek bir kez işlediği günahı Babil kralı her gün işliyordu. Davut'un günahı kardan adamın üzerindeki kömür parçacığına benzer. Beyazlığın ortasında göze batar. Davut'un hayatının diğer yönleri tertemizdi, ama onun bu günahı temiz bir hayatın ortasında göze batıyordu. Davut'un hayatı o kadar güzel bir hayattı ki ondan sonra gelen krallara bir örnek oldu. Tüm krallar onun hayatını bir ölçek gibi kullandı. Her kral hakkında bir yargı yapıldı: Kral Davut'un ayak izlerinde yürüdüler mi yoksa yürümediler mi? Kral Davut iyi bir kral olarak kabul edildi ve ilan edildi.

 

Bu Mezmur bir açıdan bize birinci Mezmuru anımsatır. Nasıl başlar? "Beni haklı çıkar, ya RAB, Çünkü dürüst bir yaşam sürdüm; Sarsılmadan RAB'be güvendim". Rab'be olan güveninden dolayı Davut’un ayağı kaymadı ve düşmedi. Kendisi güçlü olduğundan dolayı değil. Güçsüz olduğunu biliyordu. Ancak biliyordu ki Rab'be güvendiği süre Rab onu koruyacak ve onu ayakta tutacaktı.

 

Mez.26: 3-5  Çünkü sevgini hep göz önünde tutuyor, Senin gerçeğini yaşıyorum ben. Yalancılarla oturmam, İkiyüzlülerin suyuna gitmem. Kötülük yapanlar topluluğundan nefret ederim, Fesatçıların arasına girmem.

 

Daha önce de dediğim gibi bu Mezmur, içeriği açısından birinci Mezmura çok benziyor. "Senin gerçeğini yaşıyorum ben" dedi Davut. Olumlu bir ifadedir bu. Gerçekten de Davut Rab'bin gerçeğini kendi hayatında taşıdı. Birinci Mezmur bu kadar olumlu bakmıyor insana. "Ne mutlu o insana ki, kötülerin öğüdüyle yürümez, günahkarların yolunda durmaz, alaycıların koltuğuna oturmaz" diye başlar. Davut kendi hayatına bakarak diyor ki, "Yalancılarla oturmam, ikiyüzlülerin suyuna gitmem. Kötülük yapanların topluluğundan nefret ederim, fesatların arasına girmem". Davut yalancılarla oturmadı, ikiyüzlülerin suyuna gitmedi ve kötülük yapanların topluluğundan nefret etti. Sonra devam edip diyor:

 

Mez.26: 6 Suçsuzluğumu göstermek için ellerimi yıkar, Sunağının çevresinde dönerim, ya RAB,

 

Sevgili kardeşim, sadece Rabe bağlı olduğunu söylemek yetmez, hayatın sözlerine destek olmalı. Söylediğin sözler yaşamınla uyum içerisinde olmalı. Bir kişinin imanı ancak yaşantısıyla onaylanır. Bu Mezmur hayatımızın gerçekler üzerine oturtulmuş olması konusunda önemli bir mesaj veriyor bize. Belki de bu Mezmurlar serisi birçoklarınca o kadar benimsenmiyor, çünkü bize hayatımızın Tanrı ölçülerine göre yaşanması gerektiğini duyurur, Tanrı'yı hayatımızla nasıl hoşnut edebileceğimizi bildirir.

 

Mez.26: 12 Ayağım emin yerde duruyor. Topluluk içinde sana övgüler sunacağım, ya RAB.

 

"Ayağım doğru yolda" diye çevrilen bu sözler aynı zamanda "ayağım dengededir" diye anlaşılmalı. Yani ayakları bir kaya üzerindedir. Kaygan bir inişte durursan ayağını denk tutmadığın anda düşebilirsin. Ancak düz ve dengeli bir yerde kendini güvende hissedersin. Davut bunu dile getiriyor. Birçok Mesih imanlısının hayatına baktığımızda görüyoruz ki kaygan bir inişte, bir dağ yamacındaymış gibi düşme tehlikesi içinde yaşıyorlar.

 

Küçük Barış mutfakta birşeyler yapıyormuş, annesi mutfaktan gelen sesleri duyunca bağırmış: "Barııış! Nerdesin?". "Mutfaktayım anne" diye gelmiş yanıt. Bu kez annesi sormuş, "Ne işin var mutfakta?". Cılız bir ses cevap vermiş: "Şeytanla savaşıyorum!". Bence küçük barış şeytana karşı savaşını daha iyi bir yerde sürdürebilirdi. Mutfak, onun zafer kazanabilmesi için iyi bir savaş meydanı değildi.

 

Bugün birçok imanlı günah ile oyun oynuyor. Bir süre önce bizden akıl hocalığı isteyen bir dinleyicimden mektup aldım. Kocasını bir süre önce toprağa verdiğini ve bu kötü dönemde kocasının yakın bir arkadaşı ona yardımcı olmuş, resmi işlerini görmüş. Bu dönem içinde resmi işlerden dolayı bu adamla sık sık görüşme zorunda kaldığından zamanla aralarında duygusal bir yakınlık gelişmiş ve kısa bir zamanda birbirlerine aşık olmuşlar. Bu durumda kendini rahatsız hissetmeye başlamış ve bana soruyordu mektubunda: Ne yapmalıymış? O'na yazdığım cevapta dedim ki, "Diyelim ki sen şu anda yanmakta olan bir binanın içindesin. Ne yapman gerekir? En kısa zamanda oradan çıkmalısın". O'na verdiğim öğüt çok basitti. O şehri hemen terkedip başka bir şehre taşınmalıydı. Birkaç  hafta sonra ondan bir mektup daha geldi. Mektubumu aldıktan sonra derin derin düşünmüş ve verdiğim öğüde uymuş, başka bir şehre gitmiş. Hayatına tekrar bakıp bir değerlendime yapmış. "Orada kalsaydım kesinlikle düşecektim". Dostum, ayaklarının dengeli bir yerde olması için elinden gelen her şeyi yap. Davut hayatını genelde böyle yaşadı. Ayakları düz ve sağlam bir yerdeydi. Sen bugün nerede duruyorsun? Seni rahatsız eden bir durum var mı? Zayıf olduğun bazı noktalar var mı? Bu zayıflığın içinde seni gafil avlayabilecek herhangi bir durumdan kaçın. Orayı terket, kaç git başka yerlere. Denenme anında hatayının dengede olması çok önemlidir.